Advert
Advert
Ciğerimizi yemek yerine…
Ferhat Yıldırım

Ciğerimizi yemek yerine…

Hadi hep birlikte biraz fikir fırtınası yapalım.

Çok değil bundan on yıl önce birazdan çözüme dair öneri olarak sunabileceğim fikirler hayli sıra dışı değerlendirilebilirdi. Fakat günümüz teknolojisinin hızla ilerlemesi zararlarının yanı sıra faydalanabildiğimiz ölçüde kıymete dönüşebilmekte. Geçmişte yazılım sistemlerinin günümüzdeki gibi olmayışının takip ve tedarikteki sorunları derinleştirdiğini hemen hepimiz biliyoruz. Laboratuvar sonuçlarının dahi ulaşılabilirliği sağlık sisteminde erken tanı kavramını dahi mümkün kılmaz durumdaydı. Oysaki şimdi öyle mi? Covid19 testlerinden, kan tahlilleri, röntgen ve tomografi çekimlerine hemen hepsi güçlü yazılımlarla hem arşivlenebilir hem de ilgililerince ulaşılabilir durumda. Sadece sağlık alanında değil başta asayiş ve istihbarat olmak üzere dijital dünyanın imkânları bizleri e-vatandaş yapmış durumda. Hal böyle olunca uyuşturucu meselesini işbu geçmişin sorunlarını çözümlediğimiz gibi çözebilir miyiz?

Uyuşturucu kullanımının sosyolojik ve psikolojik nedenleri üzerine birçok değerleme ve analiz yapılabilmesi mümkündür. Fakat benim fikir olarak önereceğim husus psikolojik açıları yok sayılmadan toplum sosyolojisinin sıhhatini sağlamaya yönelik bir öneri. Dijital dünyanın verimliliği ile suç, ceza ve bir türlü kontrol altına alınamayan uyuşturucu madde kullanımı.

Birçok akademisyen ve alanında uzmanlaşmış kişilerle yaptığımız görüşmelerin neticesinde, madde kullanımı bireylerin psikolojik durumlarının neticesini yansıtmakta. Psikolojik açıdan oluşan çöküntülerin ittiği madde kullanımı, kişileri aynı zamanda bu maddelerin kullanımının suç olması sebebiyle suça da teşvik etmektedir. Elbette ki bu tercihlerin getirdiği bir sonuç gibi görünse de illegal olana karşı insanlık daima gizliden gizliye bir sempati duymuştur. Bu sempati ki nefreti ile kendini ifade etmiş olsa da psikolojik çöküntülerin ardından kişilerin istem dışı tercihi haline dönüşmektedir. Hasılı yasak elmaya karşı yeme arzusu insanoğlunun başlangıcından bugüne dek hiç değişmemiştir.

Alkollü içeceklere gelen zamların hemen arkasından sahte alkol üretim ve tüketimi ile ilgili sayısız ihbar ve vakaya rastlıyoruz. Ulaşılabilirliği ekonomik olarak sekteye uğradığında, illegal bir çözüme gidiliyor. Bu ise yasaklama dışı engelleyişlerin oluşturduğu bir durum olarak bireyler tarafından gerek üreticilik ve gerekse tüketicilik olarak direnç artışına neden oluyor. İllegali tercih eden bir direnç, zararı faydaya çevirmediği gibi zararı bu defa suç ile tanıştırmış oluyor. Geleceğim husus aslında kendini şimdiden gösterdi. Niçin uyuşturucu madde yasal çerçeveye sokulmuyor?

Milyonlar ve hatta milyarlarca dolar hacmi olan, suç ve suçlu potansiyeli ile iç içe olan, tüketicisinin tedarikçi ile merdiven altı ve illegal birliktelikler oluşturmak zorunda kaldığı, gayrimeşru sırların derinleşerek legal halden tümden çıkacak hale dönüşmesi neredeyse kaçınılmaz olan bu tuhaf şeyler niçin meşru ve legal edilemiyor?

Bilindik yöntemlerle bu sorunla sağlıklı mücadele edilemiyorsa, bilinmedik ve ispatlanmış yöntemlerle yeni bir eylem planı yapmamız gerekli değil mi?

Düşünmeye devam ediyoruz…

İnsanlarımız suç potansiyeli yüksek, yasadışı yolları kendine meslek edinmiş kimselerden muhafaza olarak ne aldığını ve neticesinde ne olacağını bilmediği, hiçbir denetim ve kontrolünün bulunmadığı halden ziyade, denetlenebilir ve güvenilir olarak bu yasadışılıktan kurtulsun yasal olsun diyebilecek miyiz ya da bu işi artık kökünden başka şekilde çözebilecek miyiz? Kayıp yaşamlar, bilinir, gözetilir ve gerektiğinde korunabilir hale gelmelidir.

“UYUŞTURUCU BAĞIMLISI EVLATLARI İÇİN TEDAVİ ARAYAN ANNE BABALAR, SAĞLIK SİMSARLARININ VİCDANINA HAPİS OLMUŞ”

Sevgili okur, izbelerde herhangi bir nedenden ötürü uyuşturucu madde bağımlılığı oluşan kişilerin kendilerini kurtarmaları ayrı bir sağlık sektörü haline de dönüşmüş durumda. Bu maddeleri tedarik ettiği fiyatlardan çok daha fazlasını vererek kişiler bu maddeden kurtulmaya çalışmaktadır. Pahalı tedavi sebebiyle kurtulmaları neredeyse imkânsızlaşan binlerce insanımız var. Anne, babalar evlatlarına uyuşturucu tedavisi yaptırabilmek adına sağlık simsarlarının vicdanına hapsolmuş vaziyetteler. Yakalanmadıysa ve klinik bir yardım aldıysa suçlu zaten değiller. Suçlu değil ama hastalar. Her geçen gün sayısı artan ve kontrolden çıkabilen hastalar. Neredeler ve kiminleler haberdar olmadığımız, kimden ve neden aldığını bilmediğimiz ne zamandır ve ne kadar olduğunu bilmediğimiz…

Bilelim artık diyorum…

Devlet, toplumun babası olmaktan birçok hususta artık vazgeçmeli. Çünkü anne şefkatine ihtiyacı olan bir toplum haline dönüştük. Acılarımız ve dünyanın karşısında ekonomimiz iyi değil. Şefkate ihtiyacı olan bir toplumuz. Devlet bize annelik ederse, bu memleketin çocukları annesine sövdürmez.

Babasına sövdürür mü derseniz size hatırlayınız derim…

 

***

 

Hazırlanan raporlara göre, ülkemizin uyuşturucu ekonomisi 150 milyar liraya kadar ulaştığı söyleniyor.

Bu kadar büyük bir hacmi olan uyuşturucu trafiğini kontrol eden ülkemizin bir Escobar’ı olduğu da muhakkaktır.

Kimdir?

Hangi örgüttür?

Bu bilinmemekle birlikte yeryüzünün değil yeraltının karanlık dünyasının meselesi halindedir.

Değerli hocam Doç. Dr. Şahin ORUÇ, bir gün derste bizlere Nasrettin Hoca’nın meşhur kedi-ciğer hikayesini anlatmıştı. Ben de şimdi bu rakama bakıyorum, üstüne yakalanan yeraltı dünyasının uyuşturucu satıcılarını hafızamda canlandırıyorum ve ardından kendime Nasrettin Hoca’nın o meşhur sorusunu sormadan edemiyorum: ‘Eğer elimdeki şey kediyse, ciğer nerede? Yok bu şey ciğerse, kedi nerede?’’

Sevgili okur ne siz ne de ben gençlerimizin legal veya illegal uyuşturucu satın almasını, içmesini veya içilen ortamda bulunmasını tabi ki istemeyiz. Mevcut uygulamalarla bu sorun çözülememiştir. Eşimiz, dostumuz, hısım ve akrabalarımız feryat etmeye başladı. Gazeteci olmamız vesilesiyle özellikle anneler arayarak yardım talep ediyorlar. Yaşadıklarını aktardıklarında inanın hem hayret ediyoruz hem dehşete düşüyoruz. Duyduklarımızı ne aklımız ne de bünyemiz kaldırmıyor. O nedenle bu sefer beraber bir fikir teatisinde bulunduk.

Bu iş muhbirler vasıtasıyla uyuşturucu içenleri yakalayarak, denetimli serbestlik uygulaması ile ara sıra imza almak ve bu belaya bulaşanları fişlemekle olmuyor.  Hepimizin çocukları bu tehdit ile karşı karşıyadır.

Biz burada bir çözüm bulmaya çalıştık, birileri de çıksın bu çözümün doğru olmadığını ve sorunun çözümünün şu şekilde olacağını aktarsın.

Bu illet geleceğimizi karartmadan fikir teatilerine devam…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X