Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Türker; 'Atatürk'e sahip çıkmak hepimizin görevidir'

Türker; 'Atatürk'e sahip çıkmak hepimizin görevidir'
DSP Genel Başkanı Masum Türker, İstanbul'da Rumeli Balkan Federasyonu 3. Olağan Genel Kurulunda konuştu.
21.11.2011 / 13:39


Türkiye'nin çözülmesine neden olacak, Atatürk'e yönelik faaliyetlerin en hızlısı bu sene yaşanıyor. Üzülerek söylüyorum, bugün her partiden, Atatürk'ü soykırım, diktatör ilan etmek için uluslararası camiada kollarını sıvayanlara rastladık. Cumhuriyet'in kuruluşunda doğum yeri olan Selanik dışarıda kalıyor diye, yalnız sınırlar içinde olanlar seçilebilir diye, işbirlikçilerle hareket edenler olduğu gibi,  bugün  Dersim dolayısıyla Atatürk'ü yargılamak isteyenler var. Biz Demokratik Solcular, bunların karşısındayız ve sizleri de yanımızda istiyoruz. Atatürk'e sahip çıkmazsak ikinci bir Balkanlar, ikinci bir Rumeli Türkleri ayrışmasını yaşarız. Sizin içinizden doğmuş, Türkiye'yi birleştirmiş, hepimizin sembolü olan Atatürk'e sahip çıkmak hepimizin görevidir.

    

Avrupa Konseyi'nde, Rumeli'de yaşayan vatandaşlar aleyhine alınan bir karar mevcut. Eğer bu toplantı olmasaydı belki de haberdar olmayacaktık. Bu konu o kadar vahim ki Parlamento’ya taşınması gerekiyordu. Saklanmaması gerekiyordu. Avrupa Konseyi'nde kararlaştırılmış olan bir konu, ele alınmadı. Eğer bunun takipçisi olursak bugün olumsuz olan şey, yarın olumluya döner,

Ülkemizin gündeminde bir de Anayasa değişikliği konusu var. Anayasa’nın değiştirilemez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez ilk dört maddesi için kimse ne düşündüğünü söylemedi. Biz Anayasa’nın ilk dört maddesine asla dokunulmaması, bu konunun gündeme getirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Eğer bu dört madde gündeme getirilirse işte bugün burada çeşitli siyasi partilerde, çeşitli yörelerde yaşayan insanlar olmamıza rağmen oluşturduğumuz bu birlikteliği sağlayacak temel unsuru kaybetmiş oluruz.

    

Van'da meydana gelen deprem, Türkiye'de milli birliğin ve bütünlüğün sağlanmasında herkesin ne kadar duyarlı olduğunu ortaya koymuştur. Ancak deprem kadar, depremden sonra yaşananlar da üzücüdür. Büyük deprem sonrasında meydana gelen depremde göz göre göre ölen 40 kişinin sorumlusu, Hükümet’tir. Çünkü Hükümet deneyimlere dayanarak tedbir almalıydı. Almamıştır. Neden böyle olmuştur? Çünkü herkes, her şeyi güzel göstermek istiyor. Şimdi kimse cesaret edip Başbakan'ın totaliter olduğunu, totaliter rejimi başlattığını konuşabilir mi? Konuşamaz. Ama bir gerçek var, bu totaliter yapıdan herkes çekindiği için gerçekler söylenmemiştir, son gün gündeme geldiği için Başbakan'ın kendisi bile buna kızmıştır.

    

10 Kasım ve izleyen günleri sulandırmak için ne lazımsa yapılmıştır. Abdülmecit'in ölüm yıldönümü diye Tanzimat'a geçişi kutlamak isteyenler, ölümün 25-26 Haziran'da olduğunu unuttular, 17 Kasım'ı yani son halifenin Türkiye'den ayrılışını özellikle getirip doğum günü diye kutladılar. Biz bu konularda uyanık olmalıyız.



Atatürk cumhurbaşkanı olmadan önce yaşananları, Meclis zabıtlarından okuyalım. Bunu, Dersim’i  gündeme getirenlere de Atatürk'ü, demokrasiyi, insan haklarını bahane edip diktatör ilan edenlere de söylüyorum. Atatürk'ten yana olanları, asla artık televizyonlarda göremezsiniz.  Oysa Atatürk’e sahip çıkmak, hepimizin görevidir “



 



 



Bu haber toplam 287 defa okundu
YAZARLAR