Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

CHP Avcılar İlçe Başkanlığı; 'Özgür insanların kardeşçe yaşadığı bir Türkiye diliyoruz'

CHP Avcılar İlçe Başkanlığı; 'Özgür insanların kardeşçe yaşadığı bir Türkiye diliyoruz'
CHP Avcılar İlçe Başkanlığı tarafından yapılan Basın açıklaması, Şehitlerimiz için 1 dakikalık saygı duruşunun akabinde ilçe sekreteri Avukat Seher Okşar Kadırgan tarafından okundu.
22.10.2011 / 13:01


Basın açıklamasında ilçe yönetimi kadın ve Gençlik Kolları Bld Mec Üyesi Feride Doğan İl Genel Mec Üyemiz Besim Cebecioğlu ,Partililer ve Vatandaşımızın Katılımıyla Avcılar Merkez Parkı Ahmet Taner Kışlalı Anıtı önünde gerçekleştirildi.



CHP Avcılar İlçe Başkanlığı adına konuşan ilçe sekreteri Av. Seher Okşar'ın Basın açıklaması şöyle devam etti;



"Değerli Basın mensupları; Aslında bu gün burada Ahmet Taner Kışlalı’nın ölüm yıldönümü sebebi ile toplanacak ve sadece faili meçhul cinayetlerle ilgili konuşacaktık. Ancak ulusça yaşadığımız büyük acı bu gün daha çok şehitlerimiz adına konuşmamızı zorunlu kılıyor. Ama elbette ki bir meçhule kurban giden aydınlarımızı da anacağız. Faili meçhul cinayet yoktur. Faili meçhul bırakılan cinayetler vardır. Devletin görevi, bu cinayetlerin faillerini ortaya çıkarmaktır. Bu siyasi cinayetleri aydınlatamayan devlet cinayetin sorumluluğuna da ortak’tır. Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılabilmesi için partimiz bu güne kadar 20 den fazla meclis araştırma önergesi vermiş ama bunların tamamı iktidar partisinin oylarıyla reddedilmiştir.



AKP Bartın milletvekili mecliste şöyle demiş.’’Karanlıklar aydınlansın şeklindeki önergeyi meclisin çalışmalarını aksatmaya dönük bir girişim olarak değerlendiriyoruz’’.Oysa bu cinayetler demokratik hukuk devletinin yüz karasıdır. Bu karanlık bölgelere ışık tutacak güç milli iradenin temsilcisi olan TBMM’dir ve failleri yakalamak tarihsel bir sorumluluktur. Bu ülkenin yetiştirdiği bu değerli bilim adamlarının bu değerli aydınların bu namuslu yurtsever insanların yeri doldurulamamakta ve onların yokluğu ülkenin geldiği bu durumda daha da çok hissedilmekte neden katledildikleri her geçen gün daha iyi anlaşılmakta.



Ülkemizde terör olaylarının arkasında kimler vardı?

Bu siyasi cinayetlerden hangi siyasi akım, hangi ülke, hangi çıkar grupları ne için ve kim için yarar sağladı?



İşte cevaplanması gereken sorular bunlar diye düşünüyoruz. İktidar sahip olduğu onca olanağa rağmen neden bunların aydınlatılmasını istemez? Oda bizim cevaplamamız gereken bir soru.



19 ekim günü, öncesinde ve maalesef sonrasında onlarca vatan Evladı’nı şehit verdik.1920’de başlayan milli devlet olma mücadelemizi bozmaya dönük projeler dış güçlerin dayatmasıyla iktidar tarafından TBMM gündemine taşınmıştır. Değerli basın mensupları bu günlere nasıl gelindiğini kısaca tarihleriyle verme gereği duyuyoruz.5 Mayıs 2009’da kandilden şu açıklama yapılıyor.’’Diyalog yeri İmralı’dır. Ya da biziz, ya da bizim siyasi irademizdir. İki gün sonra Sayın Cumhurbaşkanı ‘’Kürt sorununun çözümü için önümüzde tarihi bir fırsat var. Bu sorunu can kaybı yaşamadan, para harcamadan çözecek durumdayız. İyi şeyler olacak’’ dedi. Ama 2002 yılında verilen şehit sayısı sadece altı iken bugün neredeyse her gün o kadar şehit verir hale geldik.



Sonrasında İmralı’dan 15 Ağustos 2009’da yol haritası açıklanacağı bilgisi geldi. Başbakan 23 Temmuz 2009’da Suriye’ye giderken ‘’Kürt Açılımı’’ yapılacağını söyledi. Adına önce Kürt açılımı, sonra demokratik açılım, sonra da milli birlik açılımı denilen bu projenin anayasal düzeniyle barışık ya da ezilen Kürt vatandaşlarının sorununu çözmekten uzak; senaryosu dışarıda yazılmış bir ortak proje olduğu çok çabuk anlaşıldı. Bin yıllardır bir arada yaşama kültürünü özümsemiş, kurtuluş savaşını omuz omuza vermiş bu toprağın evlatları neredeyse birbirine düşürülmüş, Kürt-Türk, alevi-Sünni, açık-kapalı, laik-anti laik gibi ayrımcılık tohumları ekilmiştir.



İktidar Açılım konusu için mecliste gizli oturum istemiş ancak CHP’nin direnmesiyle bundan vazgeçmek zorunda kalmış bu seferde görüşme tarihini 10 Kasım gibi manidar bir güne almıştır. Hükümet Açılım ile ilgili ilk toplantıyı polis akademisinde yapmıştır. Çünkü bu projenin kendilerinin değil devletin bir projesi gibi algılanmasını istemişlerdir. Nitekim Sayın Başbakan İmralı ile görüştükleri ortaya çıkınca biz değil Devlet görüştü demiştir. Devleti temsil eden siyasi iradenin seçilmiş meşru hükümet olduğunu sanki hiç kimse bilmiyormuş gibi. Halbuki terör örgütünün liderleri hiçbir koşulda silah bırakmayacaklarını her defasında açıkladılar. Bir AKP Milletvekili silahlarıyla birlikte kuzey ırağa geçecek teröristlere TSK müdahale etmesin dedi,11 Nisan 2009’da AKP Diyarbakır milletvekili’’ hiç kimse DTP, PKK ve Öcalan’ı görmezden gelemez dedi.23 Mayıs 2009’da içişleri bakanı karayılanın sözlerini önemsediklerini söyledi. Ve yaşanan süreçte 19 Ekim 2009’da Habur skandalı yaşandı. Kandil ve Mahmur kamplarından gelen 34 terörist Silopi’den Türkiye’ye girdi. Bunlar açıkça Öcalan’dan mesaj getirdiklerini, pişmanlık duymadıklarını, Anayasa’ya Kürt Kimliği’nin konmasını ve Öcalan’a af istediklerini söylediler.



Onları karşılayanlar arasında İçişleri Bakanlığı müsteşarı, Mit müsteşarı, Emniyet Genel Müdürü, Şırnak Valisi ile Hakim ve savcılar vardı. Sınırda kurulan Mobil Mahkemelerde ‘’ biz Pişman değiliz’’ dedikleri halde hayır hayır ‘’siz pişmansınız’’diyerek tamamı serbest bırakıldı ve araçların üstünde şov yapmalarına göz yumuldu. Başbakan 21 Ekim 2009’da ‘’Habur da yaşananlar umut veriyor’’ dedi. bir hafta sonra gelen tepkiler üzerine ‘’bumudur samimiyet şov yapıyorlar’’ diyerek suçluluğun telaşı içine düştü. Hükümet mensupları ve yandaş medya bu süreçten sonra terör örgütünün yaptığı her eylemi sanki başka karanlık güçler yapmış gibi gösterme gayreti içine girmişlerdir.



Bu sürecin nereye varacağını görmek için Ortadoğu’ ya, Irak’a, Yugoslavya’ya bakmak yeterli. Terörle mücadele eden hiçbir ülke silahları bırakmadan o örgütü muhatap almamıştır. İngiltere IRA ile İspanya basklar’la ancak silahlarını bırakınca muhatap olmuşlardır. Etnik kimlik herkesin şerefi ve onurudur. Ana dilini kullanmak ve yaşatmak herkesin hakkıdır. Hiç kimsenin Etnik kimliğiyle, diniyle, diliyle, mezhebiyle uğraşmak devletin işi değildir. Devlet tüm bunlara kör bakmalıdır.



Görülüyor ki; Etnik temelde Anayasa değişikliği yapılması, millet tanımının değiştirilmesi, milli eğitimin etnik temelde yapılanması, terörle mücadelede zaaf gösterilmesi, terörle pazarlık yapılması bu ülkenin hayrına değildir.



İsrail bir askeri için dünyayı ayağa kaldırırken bizim ölümlere yatan binlerce evladımızın bir anlamı yok mudur?



Yapılması gereken terör örgütüne değil Kürt kökenli yurttaşlarımıza doğru açılmaktır. Kürt-Türk kardeşliğine zarar verecek her türlü eylemden, söylemden uzak durarak ulusal bütünlüğümüze göz dikenlerin oyunlarını boşa çıkarmaktır.



Özgür insanların kardeşçe yaşadığı bir Türkiye dileğimizle, saygılar sunuyoruz..."



 



 



Bu haber toplam 198 defa okundu
YAZARLAR