Erdoğan, BDP'yi de eleştirerek, "Milletimiz terörü lanetlemeyenleri unutmayacak" diye konuştu.
Erdoğan: 'Milletimiz terörü lanetlemeyenleri unutmayacak'
(EDA IŞIK/ ANKARA) - JW Marriott Otelde düzenlenen Hak-İş Konfederasyonu 12. Olağan Genel Kurulunda konuşan Erdoğan, konuşmasının büyük bölümünü teröre ayırdı. "Bugün isterdik ki, Türkiye'nin kalkınma heyecanını, gelişme ufuklarını paylaşarak sözlerimize başlayalım. Ancak maalesef buna imkan bulamıyoruz. Çünkü sadece bizim değil, bütün milletimizin gündeminde acılar var, kederler var" diyen Erdoğan, yaşana terör saldırılarına değindi. Erdoğan, "Türkiye'yi geleceğe taşıyacak demokratik, adil, özgürlükçü yeni bir anayasa gündemiyle başlayan bir gün, maalesef yine terörün kirli yüzünü göstermesiyle karardı. Önce Güroymak'ta 5 polisimizi kaybettik. Ardından Çukurca'daki hain saldırıda 24 askerimiz şehit oldu. Dün yine Çukurca'da mayın patlaması sonucu bir askerimiz daha şehit oldu" dedi. Şehitlere Allah'tan rahmet, şehitlerin ailelerine ve yakınlarına sabır dileyen, Türk Milletine baş sağlığı dileklerini ileten Erdoğan, yaralı askerlere de acil şifalar diledi. Konuşmasında üstü kapalı BDP'yi sert bir dille eleştiren Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Elbette üzgünüz, kederliyiz, milletçe yüreğimiz kanıyor, ciğerimiz yanıyor. Acımız çok. Bu insanlık dışı manzaranın müsebbibi olanları, bu menfur saldırıyı gerçekleştirenleri, bu cinayet şebekesine destek sağlayanları lanetliyoruz. Doğmamış bebekleri, küçük yaşta çocukları, düğüne derneğe giden genç kızları, insanları ibadete çağıran din görevlilerini gözünü kırpmadan öldürebilen bir cinayet şebekesiyle karşı karşıyayız. Bizim vicdanlarımızın almadığı, yüreklerimizin kaldırmadığı, işitmekle bile kederlere gark olduğumuz bütün bu hadiseler, maalesef insanlıktan nasibi olmayan bazı kirli odaklar için basit strateji hamleleri olabiliyor. Ve ne yazık ki bugün hala, her türlü insani tahammül noktasının ötesine taşan bu eylemlerin failleriyle arasına mesafe koyamayan, terörü bütün yönleriyle mahkum edemeyen zihniyetler var. Bu zihniyetler içeride de var, dışarıda da var. Tarih bu zihniyetlerin sahiplerini elbette yazacaktır. İnsanlığın ortak vicdanı, bebek demeden, çocuk demeden, kadın demeden her hedefi katledebilen bu menfur odaklar karşısındaki bu sessizliklerini, bu tavırsızlıklarını mutlaka kayda geçirecektir. Bu ülkede siyaset yapacaksınız, bu milletten oy isteyeceksiniz, sonra bu milletin yediden yetmişe kan ağladığı bir günde bu ağır insanlık suçunun adını koymaya diliniz varmayacak. Bunun izahı yoktur, anlaşılabilir, kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Milletimiz suçlunun adını koyamayan, terörü mahkum edemeyen, bu menfur cinayetleri işleyenleri lanetleyemeyen bu zihniyeti asla unutmayacaktır. Yine bu cinayet şebekesinin çeşitli uzantılarının Avrupa'nın pek çok şehrinde elini kolunu sallayarak dolaşmasına göz yumanları da unutmayacaktır. Türkiye'nin sayısız uyarı ve başvurularına rağmen boynunda suç yaftasıyla dolaşan bu cinayet örgütünün faaliyetlerini engelleyemeyen o yönetimler Avrupa için yüz karasıdır. Ellerine geçen her fırsatta Türkiye aleyhinde kanaatler serdetmeyi alışkanlık haline getiren çeşitli ülkelerin yönetimleri, bilsinler ki bu ağır suçtan onların hissesine de bir kara leke düşecektir."
Türkiye'de ne zaman toplumsal uzlaşmanın ve barışın tesisi, demokrasinin tahkimi, adaletin ve özgürlüklerin geliştirilmesi yönünde adımlar atılsa, hemen akabinde bu türden ağır saldırılara maruz kaldığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Bunu çeşitli örneklerle en çarpıcı biçimde ortaya koymak mümkündür. Türkiye'nin yaşadığı güçlüklerin ardından nefes almaya başladığı, gelecek adına aydınlık hedefler ortaya koyduğu her dönemde bu kahredici hadiseler ortaya çıkmıştır. Yine ülkemizde demokrasiyi geliştirmek, insanlarımızın hakkaniyetli, adil, eşitlikçi, özgür bir ülkede yaşamaları için ne zaman adım atsak bu örgüt bu türden haince eylemlerde bulunmuştur. Ne zaman bölgelerimiz arasındaki gelir farklılıklarını en aza indirmeye, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizin hayat standardını yükseltmeye yönelik projeler hayata geçirsek yine aynı şey olmuştur" diye konuştu.
"GÜN SLOGAN ATMA GÜNÜ DEĞİL, BÖYLESİNE HASSAS BİR GÜNDEMİN REYTİNGİNDEN NEMALANMA GÜNÜ HİÇ DEĞİLDİR"
Yakın geçmişte bir barış ve kardeşlik projesi ortaya koyduklarını belirten Erdoğan, geçmişten bugüne yaşanan haksızlıkları, hukuksuzlukları gidermek, kardeşliği perçinlemek üzere demokratik bir açılım vizyonu ortaya koyduklarını ifade etti. O günlerde de yine bu atılan adımları sabote eden, oluşan iyimser havayı ortadan kaldırmaya yönelik terör hadiselerinin devreye girmekte gecikmediğini kaydeden Başbakan Erdoğan, son olarak da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yeni anayasa görüşmelerinin başlayacağı gün terörün yine karanlık yüzünü gösterdiğini ve vatandaşları acıya boğduğunu söyledi. Erdoğan, "Bütün bunlar elbette tesadüfen olmuyor, bunu her insanımızın çok iyi görmesi, fark etmesi lazım. Medyamızın bu kirli hesabın maskesini somut örneklerle düşürmesi lazım. Aydınlarımızın terörle mücadele eden, etmek mecburiyetinde olan bir devletin zorluklarını daha iyi kavraması, bu konudm'fdn ötesine taşan bu eylemlerin failleriyle arasınaa daha duyarlı olması lazım. Sivil toplum kuruluşlarımızın ortak aklın oluşmasına katkı sağlaması lazım. Bu yönde her kesimden insanımızda bir bilinç oluşmuştur. Bunun daha da güçlenmesi lazım. İspanya'da ETA 48 yıl sonra silah bıraktı. Zapatero açıklamasını yaptı. İktidarıyla muhalefetiyle, STK'larla bir olduk ve beraber olduk ve bu işi başardık. Eğer biz iktidarıyla, muhalefetiyle, STK'larıyla bir olamazsak, beraber olamazsak bu süreç daha da uzayabilir" diye konuştu.
Dün medyanın üst düzey temsilcileriyle bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve meseleyi onlarla paylaştıklarını anımsatan Erdoğan, "Sağ olsunlar hassasiyet gösterdiler, meselenin önemini onlar da dile getirdiler" dedi. Medya yöneticilerine teşekkür eden Başbakan Erdoğan, meseleyi duygusal boyutlarından tümüyle arındırmak gibi bir imkanın olmadığını ifade etti. Erdoğan, "Meselenin doğru değerlendirilebilmesi adına herkesin aklıselim içinde, sağduyu içinde hareket etmesi lazım. Fakat siyasi partilerimiz ne yazık ki hala terör örgütünü hedefe koyması gerekirken, iktidar partisi olarak bizi hedefe koymanın gayreti içinde. Bununla bir şey elde edemezsiniz. Halkımızın bu tür oyunlara geleceğini zannediyorsanız bunda da yanılırsınız. Çünkü halkımız neyin, nerede, nasıl cereyan ettiğini çok daha iyi biliyor. Fakat siyaset hala bunu kavramış değil. Onun için biz genel görüşme teklifi ile ilk adımı attık. Dün genel görüşme yapıldı. Kapalı oturumda, 'Buyurun ne söyleyecekseniz söyleyin. Önerileriniz varsa ortaya koyun.
Ama öneri yerine siz hala AK Parti iktidarına vurmak suretiyle buradan bir şeyler elde edelim diyorsanız, buradan bir şey elde etmeniz mümkün değil. Çünkü bu iş çözüm istiyor, çözüm. Fırsatçılığa bu işi dönüştürmeyelim. Gün slogan atma zamanı değildir, hamaset zamanı değildir, böylesine hassas bir gündemin reytinginden nemalanmak günü hiç değildir" dedi. Türk Milletinin, böyle zor zamanlarda sabır ve metanetini koruyabilen, ortak aklı harekete geçirebilen ve soğukkanlılığını muhafaza edebilen bir millet olduğunu vurgulayan Erdoğan, doğrudan birliğe, beraberliğe, kardeşliğe, toplumsal huzur ve istikrara yönelen bu türden ağır badirelerden de bu dirayetle metanetle bir bütün olarak çıktıklarını ifade etti. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Üzülerek ifade ederim ki, bu büyük milletin olgunluğundan, insanlarımızın metanet ve dirayetinden kendilerine gerekli dersleri çıkaramayanlar da oluyor. Bu zor zamanlardan kendilerine menfaat devşirmeye çalışanları, bu hassas dönemlerin gerektirdiği olgunluğu gösteremeyenleri ibretle izliyoruz. Terör bu ülkenin sadece bugününe ait bir sorun değil. Ülkemiz onlarca yıldır bu karmaşık meseleyle mücadele halindedir. Bu mücadelenin bir tarafında zaman zaman kılık değiştiren, strateji değiştiren, yöntem değiştiren bir terör odağı var. O odak görüldüğü üzere baştan beri insani değerlere, izana, insafa, vicdana zerre kadar değer vermiyor, buna uygun davranmıyor. Buna karşılık devletin bir devlet gibi davranmak mecburiyeti var. Mesele sadece askeri bir mesele değildir, sadece bir güvenlik meselesi de değildir." AK Parti olarak, iktidara geldiklerinden bu güne bu meseleye bu şekilde yaklaştıklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, meselenin diplomatik, sosyo-ekonomik, psikolojik boyutm'fdn ötesine taşan bu eylemlerin failleriyle arasınalarını ele aldıklarını söyledi. Terör örgütüne dış destekleri kesmek için diplomatik adımlar attıklarını belirten Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine tarihinde görülmeyen yatırımları yaptıklarını dile getirdi. 9 yılda yaklaşık 30 katrilyon liraya ulaşan bir yatırımı bu bölgelerde yaptıklarını aktaran Erdoğan, alt ve üst yapısıyla farklı bir Doğu ve Güneydoğu bulunduğunu ifade etti. Erdoğan, "Düşünebiliyor musunuz? Bir havaalanı inşa edeceksiniz, onu istemeyen bir terör örgütü. Orada insanları tehdit eden bir terör örgütü. Aynı şekilde, açılışlar yapacaksınız, halkını tehdit eden bir terör örgütü. Yollar yapacaksınız, müteahhit firmaların makinelerini yakan bir terör örgütü. Böyle bir zihniyet olabilir mi? Bunlar hiçbir zaman benim Kürt kökenli vatandaşlarımın temsilcisi olmadılar.
Bunların siyasi uzantıları da benim Kürt kökenli vatandaşlarımın asla temsilcisi değildir. Asla bunların böyle bir derdi yoktur. Buyurun, ellerinde kazandıkları belediyeler var. O belediyelerin olduğu şehirleri, ilçeleri, beldeleri gezdiğiniz zaman altyapıların ne halde olduğunu görürsünüz, kanalizasyonların nasıl caddede aktığını görürsünüz. Yatırım adına hiçbir şeyin olmadığını görürsünüz. Bu bir şeyi gösteriyor. Dertli olmak gerekir, aşık olmak gerekir. Bunların milletinin derdiyle, halkının derdiyle, vatanının, şehrinin, ilçesinin, beldesinin derdiyle dertlenmek gibi bir derdi yok. Bunlar sadece buradan nemalanmanın gayreti içerisindedir. Tek yaptıkları da budur. Bunlar bu mücadelenin çok boyutlu ele alınmasını, iyi değerlendirilmesini, atılacak her adımın mutlaka önünü kesmenin gayreti içindeler. Gelin ortak adım ile adımlarımızı atalım. Bir yandan hukukun dışına çıkmayacaksınız, bir yandan suçluyla suçsuzu birbirinden ayıracak dikkati göstereceksiniz, bir yandan da terörün faturasını en ağır şekilde yaşayan bölge halkının refahı için gayret göstereceksiniz" diye konuştu.
Erdoğan, terör konusunda bütün siyasi partilere ve STK'lara çağrıda bulundu. Erdoğan, şunları söyledi:
"Tüm bunlara karşı biz siyasi partilere çağrımızı yine yapıyoruz. Gelin ortak aklı oluşturmak suretiyle adımlarımızı atalım. STK'lara aynı şekilde sesleniyorum. Gelin ortak aklı oluşturalım ve bu adımı böyle atalım. Bir yandan hukukun dışına çıkmayacaksınız bir yandan suçlu ile suçsuzu birbirinden ayıracak dikkati göstereceksiniz. Bir yandan da terörün faturasını en ağır şekilde yaşayan bölge halkının refahı için gayret göstereceksiniz. Mesele zor bir meseledir, karmaşık bir meseledir. Halisten gazel okumanın kabul edilemeyeceği bir meseledir. Çünkü bu mesele milli bir meseledir. Bu hükümetin, bu iktidarın değil Türkiye'nin meselesidir. Bugün muhalefette olanlar da geçmiş iktidarlarında bu mücadelenin içinde olmuşlardır. Bu güçlükleri yaşamışlardır. Bu meselenin yaşanan her acı hadiseden sonra hükümetin istifasını istemekle ya da 'Olağanüstü Hal' talep etmekle çözülemeyeceğini de aslında gayet iyi bilirler. 4 ay önce bu ülkede seçim yapıldı. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyorsak buna inanıyorsak millet 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' diyerek yüzde 50 oy vermek suretiyle partimizi iktidara taşımıştır.
Bu iktidara inandığı içindir, güvendiği içindir. Hükümetin istifasını isteyenler siz ise yüzde 25 oy alabildiniz. Demek ki milletimin size güveni yok, size itimadı yok, size inancı yok. Önce milletin güvenini kazanın ondan sonra böyle bir talepte bulunun. Bu hadise nedir biliyor musunuz? Böyle bir talepte bulunmak terör örgütünü nereye taşımaktır. Terör örgütünün gücünü kabullenmektir. Böyle safça böyle düşünceden mahrum aklı selimden uzak bir yaklaşım tarzı olabilir mi. Bu nasıl bir yaklaşım tarzıdır. Ondan sonra da "terörle mücadelede biz yanınızdayız" Nasıl yanımızdasınız. Bir taraftan hükümetin istifasını isteyeceksin bir taraftan yanınızdayız diyeceksin. Hükümet istifa edecek de ne olacak. Bu bir koalisyon hükümeti değil. Bu hükümet iki kişiden bir kişinin oy verdiği iktidarın iktidarıdır. Şu anda parlamentonun yüzde 63'ü AK Parti milletvekillerinden oluşuyor. Yapılan nedir mecliste sadece görüldüğü gibi kavga gürültü ve bunun içine AK Parti'yi çekmek. Terörü hedefine koy, AK Parti'yi değil. Şunu açık ve net ifade edeyim. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan siyaset dili, dili siyaset anlayışı, siyasetçi modeli bu değildir.
Milletimiz siyasetten ve siyasetçiden bu hassas meseleye yapıcı, olgun, çözüme dönük katkılar vermesini bekliyor. Şu bir gerçek ki; söylene söylene artık önceden tahmin edilebilen, çözümsüz, meseleden çok hükümeti yıpratmaya yoğunlaşmış açıklamaların ne siyasete ne bu ülkenin terörle mücadelesine bir faydası yoktur. Türkiye tarihi tecrübelerle dolu güçlü bir ülkedir. Milletimiz çok büyük badireler atlatmış, hepsinden alnının akıyla dimdik çıkmıştır. Herkes emin olsun ki terör belasını er ya da geç bu milletin yakasından söküp atacağız. Bunu insanlarımızın birbirine bağlılığından, dostluk ve kardeşliğinden, birlik beraberliğinden zerre miktarda taviz vermede yapacağız. Yine bu mücadeleyi demokrasiden hukuk ve hakkaniyetten insaf ve insanlıktan asla geri adım atmadan başaracağız. Bunu her zaman söyledik yine söylüyoruz. Geçmişte bu mücadelede kurunun yanında yaşın da yandığı, yakıldığı olmuştur. Sadece stratejik hesaplar bakımından değil, hukukun zedelenmesi, dikkat isteyen itina isteyen bir mücadelenin toptancı ve hoyratça yaklaşımlarla gölgelenmesi bakımından da yanlışlar yapılmıştır. Biz bütün bu yanlış hesapların da muhasebesini hakkıyla yapıyor, insani dikkatimizi korumak noktasında oda büyük hassasiyet gösteriyoruz. Gereken her şey bir hukuk devletinin taşıması gereken ciddiyet içinde yapılıyor. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Hükümet olarak hukuku ve demokrasiyi hem insanlarımızın birlik ve dirliğini korumakta hem de terörle ödünsüz mücadeleyi sürdürmekte kararlıyız."
Terör konusunda yapılan çalışmalara da değinen Erdoğan, "TBMM'de kapalı oturum düzenleyerek meseleyi milletvekillerimiz ile değerlendirdik. Çarşamba günü düzenlenecek genel görüşmede bütün partilerimizin meseleye yapıcı katkılar getirmesini umut ediyoruz. Şu anda güvenlik güçlerimiz bölgede çok geniş çaplı bir operasyon gerçekleştiriyor. Yurt içinde ve sınır ötesinde toplam 5 ayrı bölgede 22 taburun katıldığı geniş kapsamlı hava destekli kara operasyonları yapılıyor. Terör örgütü hak ettiği cevabı alıyor ve almaya devam edecek. Bu meselenin komşumuz Irak ile koordinasyon içerisinde yürütülmesi gerektiğini de biliyoruz. Bu sefer de Irak yönetimi ile temaslarımızı yoğunlaştırmış durumdayız. Önce Irak Dışişleri Bakanı sayın Zebari yaptıkları açıklamayla sınır güvenliği meselesinde, Türkiye ile işbirliği noktasında kararlı oldukları açıkladı. Dün de sayın Neçirvan Barzani Türkiye'ye geldi. Kendisine de beklentilerimizi, hassasiyetlerimizi aktardık. Bunun yanında yine bugün İran Dışişleri Bakanı geldi. Onlarla da hassasiyetimizi aynı şekilde paylaştık.
ABD Başkanı sayfdelede biz yanınızdayız" Nasıl yanımızdasının Obama'nın bizzat arayarak taziyelerini iletmesini ve terörle mücadelede desteğini ifade etmesi ve üçlü mekanizmayı çalıştırma noktasındaki hassasiyetlerini de aynı şekilde kendileri ile paylaştık. Artık sözün ötesine geçmelerini terörü kınayan beyanların ötesinde daha somut adımlar beklediğimizi de kendilerine özellikle ifade ettik. Meseleyi her yönüyle her boyutuyla ele alıyor, atılması gereken her adımı atıyoruz. Bunun sonucunu alacağımıza da inanıyor, bunu görüyoruz. Türkiye bu beladan kurtulacaktır. Terörden bir sonuç almayı bekleyenlerin hayal kırıklığına uğramaları kaçınılmazdır. Türkiye'nin huzur ve istikrarını bozmak isteyenler muhakkak ama muhakkak yenilgiye uğrayacaklardır. Geçtiğimiz 9 yıl boyunca Türkiye'nin elde ettiği kazanımların ne kadar değerli olduğunu ve birilerini ne kadar rahatsız ettiğini biliyoruz. Türkiye'nin dünyadaki itibar ve ağırlığını arttırmasından, bölgesinde ve dünyada
geçmişine yakışan bir konuma gelmesinden huzursuzluk duyanların varlığından da haberdarız. Kim bu ülke ile ilgili bir hesap yapıyorsa Türkiye'nin büyüklüğünü iyi ölçüp biçerek yapsın. Türkiye'nin dünyanın yükselen ülkelerinden biri olacak gücü ve direnci nereden aldığını biliyoruz" diye konuştu.
Konuşmasında ekonomiye değinen Erdoğan, bu yılın ilk yarısında olumsuz dünya şartlarına rağmen Türkiye ekonomisinin yüzde 10.2 oranında bir büyüme kaydettiğini, 2002 yılında göreve geldiklerinde satın alma gücü paritesine göre kişi başına düşen gelirin AB ortalamasının yüzde 36'sı seviyesinde iken, 2010 yılı itibariyle bu oranın AB ortalamasının yüzde 48'i seviyesine yükseldiğini söyledi. Bunun AB ülkeleri ile Türkiye arasındaki refah farkının hızla kapandığı anlamına geldiğini ifade eden Erdoğan, 2002 yılında 230 milyar dolarlık bir ekonomiye sahip olan Türkiye'nin, 2010 sonu itibarıyla bu rakamı tam 736 milyar dolar seviyesine kadar çıkardığını söyledi. 2002 yılında 3 bin 492 dolar olan kişi başına gelirin bugün 10 bin doların üzerinde olduğunu ifade eden Erdoğan, ''İktidara geldiğimizde 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımız, 2008 yılında 132 milyar dolarla rekor seviyede arttı. 2009-2010'da bir düşüş. Bu küçük bir gerileme olduğu dönemden sonra tekrar kendini toparladı. Bu gerileme yaşandı ama bu yılın eylül ayı itibariyle bu yılın eylül ayı itibariyle yeniden 2008 seviyesi yakalandı. 2023 yılına kadar kişi başına milli gelirimizi inşallah 25 bin dolara, ihracatımızı da 500 milyar dolar seviyesine çıkarmanın kararlılığı içindeyiz'' diye konuştu. Son günlerde yapılan zamlara da değinen Başbakan Erdoğan şunları söyledi:
"Dert varsa ortak derdimiz olacaktır. Dert yoksa bunu da hep beraber paylaşacağız. Onun için zaman zaman bazı kalemlerde, eğer biz ülkemizde buna zam yapıyorsak bunları da kılı kırk yararak yapıyoruz. Burada mümkün olduğunca dar gelirlere bundan zarar gelmemesi için elimizden geleni yapıyoruz. Fakat bilesiniz ki; bugünlerde bazı kesimlerin gündeme getirdiği, 'Efendim işte doğalgazda şöyle yaptınız, böyle yaptınız. 'Tezek mi yaksın, falan filan' diyenler var. Kimse 'tezek de yaksın' dediği yok ama şunu bil ki bu ülkede tezek devri artık yavaş yavaş sona eriyor, neredeyse sıfırlandı.
Biz göreve geldiğimizde 9 vilayette doğalgaz kullanılıyordu. Tezeğin kokusunu alanlara sesleniyorum, bunu siyasi gündem maddesi yapanlara sesleniyorum. Şu anda 69 vilayet doğalgaz kullanıyor, bundan haberin yok senin. Hedef süratle 81 vilayetimizin tamamına doğalgazı taşımaktır. Bunun gayreti içerisindeyiz. Gerçekleri görelim. Bizler Yunanistan politikası ile değil, Avrupa'nın diğer ülkelerindeki politikalarla değil, gerçekçi politikalarla insanımızın ufkunu aydınlatmanın gayreti içerisindeyiz. Bunu caddelerde kullanılan araç sayılarına baktığımız zaman çok iyi görürsünüz. Evlerde kullanılan beyaz eşyaya baktığınız zaman çok iyi görürsünüz. Bunları sayıları bize gerçekleri gösteriyor."
Siyasi meseleleri ekonomik meselelerle, ekonomik meseleleri de siyasi meselelerle birlikte düşünmek gerektiğini belirten Erdoğan, kazanımları kalıcı hale getirebilmek için siyasi istikrarın da sürmesi gerektiğini söyledi. İstikrar ve güven kavramlarının büyük önem taşıdığını kaydeden Erdoğan, "İşte biz bugünlere bu iki kavramla geldik. Eğer istikrar olmamış olsaydı geçmişte olduğu gibi biz de çökerdik. Biz hiçbir zaman seçim ekonomisi uygulamadık, seçim yılında bile mali disiplin neyi gerektiriyorsa onu yaptık. Eğer biz de geçmişte olduğu gibi bir seçim ekonomisi uygulayıp bol keseden atsaydık, Hazine, Merkez Bankası bol keseden atsaydı, darphane karşılıksız para basmaya devam etseydi, benim vatandaşımın cebindeki paranın alım gücü aynen düşmeye devam etseydi. O rezaletleri yaşardık ama biz hamdolsun vatandaşımıza bunu yaşatmadık. Bunun için her şeyden önce Türkiye'nin bugünlerine yakışan yeni bir anayasaya ihtiyacımız var. Şartlar ne olursa olsun, dikkatimizi, heyecanımızı, konsantrasyonumuzu kaybetmeden yeni anayasa çalışmalarını sürdürmeli, tamama erdirmeliyiz" diye konuştu.
Konuşmasının sonunda yeni anayasa çalışmalarına değinen Erdoğan, partiler arasındaki görüşmeleri geçen hafta başlattıklarını, konunun TBMM gündeminde olduğunu, uzlaşma komisyonunun ilk toplantısını gerçekleştirdiğini anımsattı. Konunun sadece siyaset zemininde değil, her zeminde tartışılarak olgunlaştırılması gerektiğine inandıklarını belirten Erdoğan, hukukçuların, aydınların, sivil toplum kuruluşlarının, medyanın ve tek tek tüm bireylerin bu sürece katkı sağlaması gerektiğini dile getirdi.
Öte yandan, genel kurulun yapıldığı salonda barkovizyondan "Acımız büyük, şehitlerimizi rahmetle anıyoruz" yansıtılması dikkat çekti.